“Hayallerinizin Peşinden Gidin!”

10 Nis 2015

Dilek Ergül…

Hayalleri ile Darüşşafakalı 10 kız çocuğunun hayatını birleştiren Atatürkçü, deniz aşığı bir anne…

O, 8 yaşından beri denizde, Selanik kökenli deniz sever bir ailenin çocuğu olarak İzmir’de doğdu.

Darüşşafaka'ya ve kız çocuklarına gönülden bağlı Dilek Ablamız ile gerçekleştirdiğimiz sıcacık, yaşam dolu, umut dolu röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz...

-Bizler sizi yakından tanıyor ve takip ediyoruz ancak gazetemizin okuyucuları için kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Dilek Ergül sizin için kimdir? Nasıl bir hayatı vardır?

Dilek Ergül: Dilek Ergül 1971 yılında İzmir de doğdu. O deniz ve Atatürk aşığı bir kadın.  Bir İzmirli olarak; ailenin de katkısı ile denizi sevmeye ve denize alışmaya başladı. Dilek Ergül kendi halinde sıradan maaşlı çalışan bir kadındı başta. Ama o kadın, kız çocuklarına gönülden bağlı idi. Bu sebeple çok çocuklu bir anneydi de aynı zamanda. İşte Darüşaşfaka ile yollarımız tam da bu noktada kesişmişti.

-“10 Darüşşafakalı kız öğrenci için okyanus ötesine gitme” fikri ilk nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? Konuyla ilgili kimlerle görüştünüz ve hayalinizin gerçekleşmesi için neler yaptınız? Bir çok sivil toplum kurum ve kuruluşu varken neden Darüşşafaka’yı seçtiniz?

Dilek Ergül: Okyanus ötesine gitme fikri çocukluktan beri var. Bir arzu hatta benim için. Neredeyse takıntı haline gelmişti. Ama bunu kız öğrenciler için yapma fikri son iki senede oluştu. "Daha anlamlı ne yapabilirim?" diye kendime sordum ve var olma nedenlerimi bu proje ile birleştirdim. Başkaları için birşey yapmak! İnanılmaz bir duygu oldu ve içimde büyüdü.

Bir hayali gerçekleştirirken, bunun aynı bir sosyal sorumluluk tarafının olmasının iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Bende bu proje ile istedimki insanlar kendi hayallerini gerçekleştirmek için bir adım atabilsinler ve bunun çocukların okumasına faydası da olsun. Belki bu şekilde toplumda sponsorluk bilinci de oluşmaya başlar. Paran yoksa, hayalin de mi olmayacak yani?

10 Darüşşafakalı kız öğrenci için okyanusa açılma fikrimi en başta annemle görüştüm. O da elbette bir anne olarak itiraz etti, babam "yapmasan daha iyi olur kızım" dedi. Ailemin neredeyse tamamı kabul etmedi. Ama ben yapacağım diye inat ettim. Sonrasında herkes çok destek verdi. Birşeyi gerçekten yapmak istiyorsanız başta aile desteği almanız gerekiyor bence. Ben zaten hayatım boyunca ailemi kırmamak için elimden geleni yaptım ama öyle bir dengede korudum ki aynı zamanda kendimi de kırmadım. İlle de ailemin dediği olmadı ama onları ikna etmeyi başardım. İkna etmenin bir yolunu bulmaya çalıştım, yılmadım.

-Yola çıkmadan önce ailenizden ve sevdiklerinizden ayrılacaktınız,iletişim olanaklarınız sınırlıydı;tüm bunlarla ve yolculuk sırasında yaşadığınız zorluklarla nasıl başa çıktınız? Neler hissettiniz?

Dilek Ergül: Bazı zaman bırakmak istediğim zamanlar oldu. Oğlumu ve eşimi çok özlediğim zamanlar oldu. Hasta olduğum zamanlar oldu okyanusta kimsem yoktu! Gittiğim yerlerde kimseyi tanımıyordum, birgün tozdan çok kötü öksürüyordum, oturup çocuk gibi ağladım sırf bu yüzden. Elbette benim de cesaretimin kırıldığı anlar oldu "Toparla kendini Dilek yapacaksın Dilek" diyerek kendimi motive ettim. 

-Yolculukta sizi motive eden şey neydi? Tekneniz kaza yaptığında neler hissettiniz? Yük gemisi sizi görmeseydi ne yapardınız?

Dilek Ergül: Birincisi yolculukta beni motive eden şey hayalime kavuşma isteğiydi, zaten burada proje beni aşmıştı. Artık kimsenin benim okyanus geçişiminle bir ilgisi yoktu. Herkes zaten sizleri düşünerek bağış yaptı, beni değil. Çünkü benim cebime giren bir paranın olmadığı belliydi. Kaza anında tabi ki korktum, tabii ki endişelendim, korkumu yenmeye çalıştım. Ve başardım.

Kendi kararlarımı aldım ve uyguladım. Denizcilik zaten öyle bir şeydir. Karar alıyorsunuz sonra onu muhakeme etmek için çok az vaktiniz ve şansınız oluyor. O yük gemisi beni görmese bir başka yük gemisi görecekti belki... Çünkü en önemlisi denizde umutlu olmanız gerekiyor.

-Eklemek/iletmek istediğiniz bir şey var mı?

Dilek Ergül: Kendi hayelinizin peşinden gidin lütfen. Toplumun size dikte ettirdikleri ile değil, önce siz varsınız böyle düşünün. Siz mutluysanız çocuğunuz mutlu, anneniz, babanız mutlu, eşiniz, sevdiğiniz mutludur. Ama kendi hayellerinizin peşinden gitmezseniz bir gün çok büyük "keşkeler" yaşayabilirsiniz. Bu hayaller ille de denize çıkmak dağa taşa tırmanmak değil cerrah olmak da bir hayeldir mesela. Bunu yapın! Yani kimsenin size "bunu yapamazsın" demesine izin vermeyin. Asıl ışık sizsiniz. Unutmayın.

Bu haberin ve fotoğrafların tüm hakları saklıdır